AMACINA YAKLAŞANLAR

AMACINA YAKLAŞANLAR

AMACINA YAKLAŞANLAR

3 dk okuma

AMACINA YAKLAŞANLAR

Hande, “Hiçbir gün vaktinde çıkamıyoruz evden.” diye şikâyet etti…  Selen bir türlü hazırlanamıyordu. “Ne kadar erken kalkarsak kalkalım, planladığımız saatten önce çıkmak mümkün olmuyor.” Selen de istiyordu zamanında çıkabilmeyi ama olmuyordu işte. Yine söz vermişti; bakalım bir dahaki sefer tutabilecek miydi? Eşyalarını arabaya yerleştirip yola çıktılar.

Hande ve Selen ev arkadaşıydılar. Üniversite bitince büyükşehirde ikisi de iş bulup beraber kalmaya devam ettiler. İkisi de aileden pek zengin olmadığı için ekonomik zorlukları vardı; aldıkları maaşla koca şehirde geçinmeleri zordu. Ortak amaç olunca yolu birleşmekte buldular, birbirine yoldaş oldular…

Yoğun bir haftadan sonra yaz biterken son bir deniz kaçamağı yapacaklardı. Kumsala vardıklarında denizin bomboş olduğunu fark ettiler. Hande, “Ay çok şanslıyız, rahat rahat denize gireriz.” dedi. Selen ise “Ay ben sıkılırım; nerede bu insanlar?” Sonra fark ettiler ki insanlar ileride kalabalık olmuş ve sessizler.  Selen sessizce kalabalığın arasına girdi; cankurtaran bir kadına müdahale ediyordu. “Ay yazık, çok gençmiş; umarım kurtulur.” Birisi dönüp Selen’e baktı. “Yaşlı olsa ne fark eder?” dercesine…

“Ambulans çağırılmış mı, gelmek üzere mi?” dedi Hande. Ne yapabiliriz diye bakınıyordu… Kalabalıktan biri şikâyet ederek “Çağırdık, yarım saat oldu; umarım daha fazla gecikmez.” Selen duygulanmıştı, orada duramadı, arkasını döndü ve ağlayan bir kadını fark etti:

“Yakınınız mı?”

“Arkadaşım…”

Dikkatini dağıtmak için onunla biraz sohbet etti. Hande ve Selen gibi onlar da iki arkadaş güzel bir hafta sonu için gelmişler. Arkadaşı yüzerken fenalaşmış, kıyıya dönmeye çalışırken dubalara tutunmuş. Cankurtaran onu sudan çıkarıp kumsala taşımış ama o sırada bilincini kaybetmiş, kalp masajına başlamış. Orada bulunan bir sağlıkçı da yardıma koşmuş.

Ambulansın gelmesini beklerken cankurtaran ve o sağlıkçı var güçleriyle mücadele ediyorlardı. Yoruldular ama bırakmadılar; yerdeki cana nefes oldular. O kalabalıkta sadece ikisi acil müdahale yapabiliyordu, o rol onlara verilmişti…

Herkes, keşke biz de bir şey yapabilseydik dedi içinden. Sonuçlar, sebep ister… Sebepler de samimi bir amaç ve şikayetsiz samimi ödenen bedeller ister. İnsanlara faydalı olmak, onları düştüğü yerden kaldırmak, çaresiz hissedene umut olmak, desteklemek… Can kurtarmak sadece bir sahne. Zaten henüz zamanı gelmemiş olan yaşayacak...

Hayat sahnesi böyle değil mi zaten? Bir uçak kazasında veya bir trafik kazasında herkes ölürken kurtulan tek bir kişinin diğerlerinden ne farkı var? Zaman farkı… Herkes kendisi için bir şey yapıyor. İyi ya da kötü ne yapıyorsa hayat öyküsü ona göre şekilleniyor. Gidecek olan gider, kalacak olan kalır; mutlu olacak olan olur, üzülen üzülür… İnsan, hangi karede hangi rolü alacağını seçer…

Ambulans gelip de kadını götürdükten beş dakika sonra herkes kadın için iyi dileklerde bulunup kumsalda hayatına devam etti. Her şey çok hızlı normalleşmişti. Bu da insanın uyum yeteneğini gösteriyordu, demek ki insandan bu anlamda bir beklenen var. Olumlu veya olumsuz olana takılı kalmadan hayat öyküsündeki rolüne sıkıca sarılmak. Vazgeçemediği ne varsa ondan ayrılsa bile ona alışıyor insan… Yeter ki kendi için doğru bir seçim yapsın…

Hande de arkadaşından sık sık şikâyet ettiği için pişman olmuştu; gitti Selen’e sarıldı. Madem hayatındaydı, öyle yapmalıydı. Hande ve Selen farklı kişiliklerdi. Ama ortak bir amaçta bir araya gelmişler ve farklılıklarına rağmen hayat yolunda arkadaş olarak yürüyebilmişlerdi. İnsanın yaratılış olarak farklılıkları, sakınmaları gereken bir şey değildi. Amaçları farklı olunca sakınmaları gerekirdi. İkisinin de amacı hep iyi bir insan olmaktı. Tanışmaları da bir derneğin yetim çocuklarla ilgili bir tiyatro programında olmuştu.

İnsan, amacı amacına benzeyenlere yaklaşmalı; farklı olandan da uzaklaşmalıdır. Amaç, o öykünün sonunu tasarlar… Tarihte de devletlerin bölünmesi, yıkılması da yine aynı sebeple olmuştur aslında. Bir ailenin dağılması ya da bir şirketin dağılması da… Herkesin ortak amacının olmamasından kaynaklanır.

Ortak amacı olmayanın hedefleri aynı olsa da sonu ayrılıktır…

Peki biz neden yaşıyoruz? Nereye yaklaşıyoruz? Neyden uzaklaşıyoruz? Tutarlılığını kendimizde hiç test ettik mi?

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (6)

  • Güner Tozkoparan dedi ki

    25 Eylül 2026

    Herkes kendisi için bir şey yapıyor. İyi ya da kötü ne yapıyorsa hayat öyküsü ona göre şekilleniyor. Anda verdiğimiz tepkilerin geleceğimizi dizayn ettiğini bilse insan daha düşünerek hareket eder. Bu bilgiyi unutmadan her an doğru tepki vermek ümidiyle.

  • Havva dedi ki

    26 Eylül 2026

    İnsan pek çok kişi ile beraber olabiliyor ortak bir amaç yoksa ya da bu amaç devamlı değilse o zaman gerçekten belli bir süre sonra ayrışabiliyor…

  • hayrish dedi ki

    3 Ekim 2026

    Bu hayatta bir insanın amacı ve bir hedefi yoksa yaptığı şeylerden de keyif alamıyor. Ama tutunduğu bir misyonu varsa başına gelen zorluklarla mücadelesi bile kolaylaşıyor.

  • Esra pnr dedi ki

    3 Ekim 2026

    Cok büyük bir amacı olmalı insanın...Ve aynı amacı taşıyan yol arkadaşları

  • Neşe dedi ki

    10 Ekim 2026

    Sonuçlar, sebep ister… Sebepler de samimi bir amaç ve şikayetsiz samimi ödenen bedeller ister.

    İnsanın birşeyler isteyipte ,harekete geçmediğinde moddosu olacak bir cümle

  • Serra dedi ki

    16 Ekim 2026

    Aynı amaca doğru giderken tamamlayıcı bir güç kaynağıdır farklılıklarımız . Dünya düzeni böyle dengede kalır .
    Fetih amacıyla yola çıkan orduya dokunsal nalbant da lazım, fikir danışılacak işitsel de, orduya Fatih de …
    Amacı fetih olmayanlar ilk zorlukta ordudan ayrışır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.