ADIMLARLA ÖRÜLEN HAYAT

ADIMLARLA ÖRÜLEN HAYAT

ADIMLARLA ÖRÜLEN HAYAT

2 dk okuma
3 tepki

 

Akşam, ağır ağır şehrin üzerine çökerken, pencereden süzülen turuncu gün batımı Nazif Bey’in odasındaki ahşap duvarlarda yılların izini belirginleştiriyordu. Sallanan koltuğunda, titreyen ellerini bastonuna kenetlemiş olan Nazif Bey, uzaklara bakarken aslında kendi zaman tünelinde bir yolculuğa çıkmıştı.

 

Yüzündeki her kırışıklık; verdiği bir kararın, tuttuğu bir sözün ya da vazgeçtiği bir hayalin sessiz birer hatırasıydı. Şimdilerde hafızası, geçmişin tozunu silkeleyip her şeyi tüm canlılığıyla önüne seriyordu. Çünkü biliyordu ki insan ömrünün son demlerinde gelecekten ziyade, geçmişte ördüğü o uzun yolu düşünüyordu.

 

Derin bir nefes aldı. O nefes, yalnızca ciğerlerine değil, onlarca yıl öncesine uzandı. "Acaba doğru kararlar mı verdim?" diye fısıldadı kendi kendine. Hayatı boyunca başarılarının sevincini de yaşamıştı, başarısızlıklarının yükünü de omuzlamıştı. Kimi zaman tek bir kararı, yıllar sonra karşısına koca bir kapı olarak çıkmıştı. Kimi zaman ise vazgeçtiği küçücük bir fırsat, içinde hiç kapanmayan bir ukdeye dönüşmüştü. Şimdi geriye dönüp baktığında, kaderin büyük olaylardan ziyade, şimdiki zamanda verilen o "küçük" seçimlerle şekillendiğini çok daha net görüyordu.

 

Çocukluğunda omzuna aldığı yıpranmış okul çantasıyla kilometrelerce yolu kat ederken aslında sadece okula gitmiyor; gelecekteki karakterinin "yönünü" tayin ediyordu.

 

Arkadaşları oyun oynarken onun masasından kalkmayıp okuduğu her sayfa, hayata sunduğu birer ispat niteliğindeydi.

 

Üniversite yılları, Nazif Bey’in "Hayat Filmindeki” en keskin dönemeçti. Köyden büyük şehre geldiğinde, çevresini sahte parıltılara kaptıran bir arkadaş grubu sarmıştı. Arkadaşı Müjdat bu rüzgâra kapılıp yolunu kaybetmiş, ancak sonrasında çevresini değiştirerek, yeniden toparlamıştı hayatını. Fakat Kâmil o kadar kararlı davranamamıştı. "Net" bir duruş sergileyemediği için bağımlılıklarının esiri olmuş, her geçen gün kötüye gitmiş ve hayatını tüketmişti. Nazif Bey, o günlerde gösterdiği sabrın ona toplamda neler kazandırdığını şimdi daha iyi anlıyordu. Pencereden içeri giren çocukların neşeli sesleri rüzgâra karışırken Nazif Bey hafifçe gülümsedi.

 

"Keşke," dedi içinden, "her genç, bugünkü küçücük tercihlerinin yarınki hayatını ne kadar etkilediğini bilseydi."

 

Hayat, bir anda değişmiyordu. Hayat; her gün verilen küçük kararların, sabırla yapılan fedakârlıkların ve vazgeçilmeyen hayallerin ördüğü uzun bir yolculuktu. Nazif Bey’in gözleri uykuya yenilmişti. Hatıralar, yıllardır bekleyen misafirler gibi birer birer kapısını çalmaya başlamıştı. Ve o gece, ömrünün en uzun yolculuğunu yeniden yaşayacaktı; bu kez adımlarıyla değil, anıların ördüğü rüyalarla...

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

Toplam 3 tepki

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.