Şirin, bel ağrısından dolayı birkaç gündür işe gidemiyordu; kanepede uzanmış, fazla kilolarına rağmen cips poşetine elini daldırıp duruyordu. Ev sessizdi. Annesi Nevin Hanım bugün torununu yanında götürmüştü. Şirin de kızı yokken biraz istirahat edebiliyordu. Sehpada duran telefonunun hatırlatma alarmı çaldı.
Tahlil sonuçlarını göstermek için randevu almıştı. Ertesi gün doktora gidecekti. Zaten çok fazla ertelemişti, aldığı randevulara bile gitmediği olmuştu.
“Bu sefer erteleme Şirin! Bu ağrılara belki bir çözüm olur; gece uyutmuyor, ağrı kesici geçirmiyor.” dedi kendi kendine.
Güçlükle mutfağa su almaya gittiğinde gözü tezgâhtaki dolmuş kül tablasına ve dolaba kaldırmadığı tiramisu tepsisine takıldı.
“Yok artık! Abartma istersen. Kaldır hemen.” diye düşünürken tanıdık bir ses çalındı kulaklarına:
“Aman canım, ye gitsin. Sadece bir tanecik daha…”
Tutamadı kendini Şirin. Tepsiye koymuştu bile. Yanına da vazgeçilmezi olan asitli içeceğini… Geçti yine televizyonun karşısına.
Yiyordu ama içi rahat değildi. Tatlı yemesine rağmen ama ağzının tadı yoktu. Bir yerlerden bir ses geliyordu yine ama bu sefer cılız:
“Emin misin? Zaten rahatsızsın, senin için iyi olmaz.”
Ve kendini kınadı Şirin:
“Ye Şirin, ye kızım…
Zaten hangi konuda kararının arkasında durabildin ki?
40 yaşında yürümede zorluk ve nefes darlığı çekiyorsun ve hâlâ vazgeçemiyorsun ya; ben seni gerçekten anlamıyorum. Niye senin iraden yok? Herkeste var sende niye yok acaba?”
Konu sadece tatlıya dur diyememiş olması mı?
Mesele, isteklerini kontrol edemiyor olmasıydı… Yaşadıklarından hala deneyim çıkaramıyor olmasıydı…
Zaten, insanın zaafı olduğu şeyle karşılaştığında kendini kontrol etmesi güçtür. Mesele uzak durabilmekti, hiç yaklaşmamaktı…
Mesele insanın sınavdaki sorusunu basitken çözememesi… Giderek de soruların zorlaşması…
Randevu günü geldi, doktor sonuçlara uzun uzun baktı:
“Kilo fazlalığına bağlı bel probleminizin dışında daha önemli sorunlarımız var Şirin Hanım. Kalp-damar sağlığınız ve karaciğeriniz ileri derecede bozulmuş. Sizin yaşınızda biri için bu baya erken gelişmiş maalesef. Acil olarak hareketinizi arttırmalı ve beslenmenizi toparlamalısınız. Yavaş yavaş da kilo vermeli ve tabi sigarayı da bırakmalısınız; yoksa…” diye devam edip uzunca bir konuşma yaptı doktoru.
Şirin’in dünyası bir an durdu. Randevusundan çıkınca hastane bahçesindeki büyük bir çınarın altına oturdu. Daldı derinlere…
Daha gençti, 40 yaşındaydı; ona muhtaç küçük bir kızı vardı. Eşi işinden dolayı sık sık yurt dışındaydı. Toparlanmalıydı…
Ağaçtan kafasına düşen dal parçası ile kendine geldi ve fark etti… Hangi ara sigara yakmıştı? Nasıl da onu ele geçirmişti? Şaşırıyordu ama kendi buna izin vermemiş miydi?
Artık keyif de vermiyordu Bir süreliğine içindeki sıkıntıyı hafifletiyordu.
Kendine söylediği “Sonra bırakırım.” yalanlarını hatırladı. Bırakamamıştı…
Tıpkı diyet kararı alıp başaramaması gibi…
Hiç başlamamalıydı… Uzak durmalıydı… Sakınmalıydı…
Sakınmamak, hayatı ertelemekmiş meğer…
Şirin sigarayı atmıştı bile… Bel ağrısından dolayı taksi bulmak için hastane çıkış kapısına zorlukla yürümeye başladı.
Düşünmeye devam ediyordu:
“Yıllardır başaramadım; şimdi hepsini nasıl toparlayacağım?”
Umutlanmak için bir delil aradı zihni.
“Hiçbir şey birdenbire olmuyor ki… Yavaş yavaş oluyor. Bu da öyle olacak artık…”
Yürümek iyi gelmişti.
İçindeki iki sesten biri bu sefer cılız değil gür çıkmıştı:
“Bir yerden başla… Hemen! Şimdi! Küçük bir adımla…
Kızın Beren’in ilk adımını hatırla… O yaptı, sen de yapabilirsin…”
Taksi çağırmak için kaldırdığı elini indirdi; beli izin verdiği kadar yürüyecekti…
Bu her zaman yapılacak bir şey vardır…
Gücün neye yetiyorsa oradan başlamak mesela…
Yaşadığın acılar, yaptığın hatalar birer deneyim olup bilgi olup geleceğe akmıyorsa…
Oradan da buhar olup sana geri yağmıyorsa…
Toprağını beslemiyorsa…
Ümit vermiyorsa ne anlamı var?
Ümit, kişinin sessiz duasıdır…
Ertelememek, hemen eyleme geçmek ise samimiyetidir…
Samimiyet ise işin sırrıdır…
“İŞİN SIRRI” için 16 yanıt
-
Herşey çok küçükten başlıyor hayırda da şerde de yürümek için o ilk adımın sigarada aldığın o bir nefes hepsi çok küçükle başlıyor o yüzden en önemli şey o küçüğü küçümsememek kaleminize sağlık…
-
Büyük işlerin başlangıçında hep küçük adımlar vardır…
-
Önüne geleni değiştiremiyorsun belki ama ondan ne öğrendiğini değiştirebiliyorsun. Beklemeden küçük de olsa bir adım atınca, umut da kendiliğinden büyüyor. Güzel bir hatırlatma.
-
İnsan gerçeklerle yüzleştiğinde bahanelere sığınmaya devam etmek yerine küçük samimi küçük bir adıma ihtiyacı vardır aslında…
-
Bir bebeğin emeklemeye çalışması geldi aklıma… Oyuncağına ulaşmak için çırpınıyor, ıkınıyor… Düşüyor canı sıkılıyor… Yine deniyor… Bir çocuğun yürümesi arkasında o kadar mücadele var ki öncesinde… O emekleme mücadesiyle ulaşıyor yürüme evresine… Gücün yettiği yerden başlamak gerek, küçümsemeden, bundan ne olur ki demeden… Aynı bu öyküde olduğu gibi…✨🌻
-
insanın zaafı olduğu şeyle karşılaştığında kendini kontrol etmesi güçtür
Burada insanın yapabileceğim şey sakınabilmek -
İlk adım, beyazda, hayırda, güzellikte, iyilikte, sakınmada.. ilk adım… hayırda o bir adım ile bir yol dizayn oluyor..
-
Soru bize Sorulur sorulmaz ben varım diyebilmektir aslında atılan o ilk adım ne kadar erken o kadar samimi. Kaleminize sağlık …
-
Samimiyet için sırrıdır ☺️
İnsan problemini çözmede samimi olunca çözüm buluyor. -
Gerçekten en zor yer nereden başlayacağım kısmı oluyor. Çok birikmiş bulaşıkları yıkamayarak daha fazla bulaşık birikmesi gibi takiiii kullanacak tabak çanak kalmayana kadar. O yüzden az ve kolayımıza gelen ne varsa onunla başlayabilmek önemli olan.
-
İnsanın en büyük engeli, yine kendisi değil mi? İnsanın istediğinde başaramayacağı hiçbir şey yok. Mesele azı küçümsemeden, minik minik disipline olabilmeyi başarabilmek……
-
Şirin zevklerin hayatımızda bıraktığı acı tatlarını ne güzel anlaymış.
-
İnsan küçükte başlayınca sıfırı bir biri on yapabiliyor gerçekten. Bir yerden başlamak gerek.
-
İşin sırrı samimi olmakta… bizler hangi konuda hayatımızda nerelerde ne kdar samimiyiz… Ne kdar ümitliyiz,…
-
Ümitle ve samimiyetle yürüyelim mi?
-
Diyet ya da spor hepimizin hayatında sanki istediğimiz zaman hemen başlayacağımızı zannettiğimiz ama sürekli ertelediğimiz bir sürü şey yok mu?
Mesele bugün o sıfırı bir yapabilmek haydi o zaman Şirin in yaptığı gibi gücümüzün yettiği yerden başlayalım :))
Bir yanıt yazın