AMA BU HAKSIZLIK DEĞİL Mİ?

Kadın, hastane acilindeki sedyede gözleri kapalı mırıldanıyordu;

 – Tek başımayım, bu hayatta kimsem yok…

Görevli hemşire merakla yaşlı kadına yaklaştı;

– Teyzecim geçmiş olsun, neyin var?

Mutsuzluğu ve kaygısı her halinden belli olan kadın, bir çırpıda içini döktü:

 – Çok başım dönüyor, buraya zar zor geldim zaten. Kimse benim hastalığımı anlamıyor. Evlatlarım hep meşgul, o yüzden buraya da yeğenimle geldim.

Hemşire içinden, “Allah Allah, ne vicdansız insanlar var, yaşlı bir kadın böyle tek başına bırakılır mı?” diye geçirdi. Hemen bir serum taktı teyzeye, bir de sakinleştirici ekledi seruma. Yaşlı kadın, serumun etkisiyle mırıldanarak gözlerini yumdu ve uykuya daldı.

O sırada koridorda bekleyen yeğeninin telefon konuşması hemşirenin kulağına çalındı;

 – Yok, abi merak etme, tahliller temiz. Senden benden sağlam teyzem. Biliyorsun, yanına çekebilmek için hep bir bahane buluyor. Birazdan çıkarız, sen işine bak.

Kan değerleri gerçekten de normaldi.

Kadın yalan mı söylüyordu, yoksa zihninde büyüttüğü bir dünyayı gerçek mi sanıyordu?

İnsan, hayatın merkezine sadece kendi beklentilerini koyduğunda, etrafındaki herkesi haksız ve kötü niyetli görmeye başlar. Yoğun istekler ve ilgi açlığı devreye girdiğinde, kişi tarafsız kalıp gerçeği göremez. Kendi arzularına uygun yapay bir dünya inşa eder. Başlangıçta ufacık bir eksikliği bahane eder, sonra şikâyet etmeye başlar, en sonunda da etrafını suçlar. Zamanla kendisine sunulan binlerce iyiliği tek bir saniyede silip atabilir hale gelir. Öyle bir an gelir ki, sırf kendi arzusuna ket vurduğu için kendisini en çok düşünen insanı düşman; isteklerine göz yumanı ise dost zannedebilir. Dışarıdan bir olayı sadece bu kişilerin süzgecinden dinlediğimizde, onlara hak verir ve ne kadar mağdur olduklarını düşünürüz.

Oysa resmin bütününe baktığımızda, bambaşka bir gerçeklikle karşılaşırız.

İşyerinden çıkarılan Ahmet de benzer bir süzgeçten bakıyordu hayata;

 – Bütün ağır işleri bana yaptırdılar. Sabahtan akşama kadar koşturdum. Çalışkanlığımı çekemediler, patronla aramı açtılar.

Peki, olayın aslı neydi? Ahmet’in çalışma arkadaşları, onun verimsiz zaman yönetimi ve tekrarlayan hataları yüzünden projede sıkışmış, patronundan sadece bir düzenleme talep etmişlerdi.

İnsan, kendi eğilimleri yüzünden kendi hatasını görmekte zorlanır. Yanılmadığını, hep haklı olduğunu zanneder. Aldatılmanın en büyük büyüsü de buradadır; kişi kendi zihninin kendisini nasıl aldattığının farkına bile varamaz.

Mesela bir inşaat ustası, bir yere fayans döşerken önce bir başlangıç noktası belirler. O zemini baz olarak alır. Eğer ilk fayans düzgün bir zemine yerleştirilmemişse, bütün döşeme zemindeki baz alınan eğriliğe göre dizayn olur. Sonunda ortaya çıkan şey istenilenden çok uzak yamuk bir zemindir. İşte insan da böyledir. Kendi yoğun isteklerini, bağımlılıklarını tek gerçek olarak kabul edip hayatı onun üzerine kurarsa, ömrünün sonunda tamamen hatalı bir yön inşa etmiş olur. Başlangıçtaki ufacık gevşeklik, zamanla geri dönülmez bir sapmaya dönüşür.

Öyleyse, ara ara durup zemin etüdü yapar gibi kendimizi değerlendirmemiz gerekmez mi?

Mesela, isteklerimiz yüzünden neleri çarpıtıyor olabiliriz?

Bizimde kendimizi, hayatı ve insanları değerlendirirken, adil davranamadığımız yerler var mı?

“AMA BU HAKSIZLIK DEĞİL Mİ?” için 9 yanıt

  1. Sezen B. avatarı
    Sezen B.

    İnsan isteklerini kontrol edemediğinde aynı fayans ustasının bir yanlışı yüzünden bütün zeminin bozuldugu gibi hayatınında bozjulmaya başladığını görecek ama bunu hemen fark edemeyecek taki ben nerede yanlış yaptım acaba diyene kadar…

    Loading spinner
  2. Deniz kızı avatarı
    Deniz kızı

    İnsanın istekleri bağımlılığa kadar götürebilir bazen hayatta. İsteklerini yönetenilen,iç dünyasında dengeyi yakalayabilen insanda hayatı Adaletli algılamaya başlar. Adaletli algılayabilen insan işte ozaman gerçeği şeffaflığı ile görür. Tıpkı bir köye bakarken en tepeden bakarak köyün tamamını , her detayını her sokağını görebilmek gibi….

    Loading spinner
  3. Arzu avatarı
    Arzu

    Her insanın beğenilme ve kabul görme isteği vardır ama bu istek aşırılaştığında adaletli algılayamaz. Teyze gibi haklı çıkmak ister oysa mesele haklı çıkmak değil hakeden olabilmek. 🌻✨

    Loading spinner
  4. Durdane avatarı
    Durdane

    Olmazmı hemde çook var, yalnız adil davranamadığımız yerleri kendimize ifşa etmeye yürek ister.
    Yapabilen, Adil olabilen, insanlar ne güzel insanlardır, onlarla beraber olabilmek, nasip olsun isterim. Kendime, hayata, ve insanlara Adil kalabilmek için🤲🩵

    Loading spinner
  5. Sgrm avatarı
    Sgrm

    Biz hayatımızi hangi ölçüye göre değerlendiriyoruz? Ölçümuz gerçekten doğru mu, yoksa biz kendimizi ölçü kabul edip her şeyi ona göre mi yorumluyoruz

    Loading spinner
  6. Kübra P. avatarı
    Kübra P.

    İnsanları olayları değerlendirirken gerçeğe uygun şekilde irdeleyip baktığımızda görünürdeki olay nasıl başkalaşabiliyor…

    Loading spinner
  7. Filiz Doğan avatarı
    Filiz Doğan

    Dostunu düşman, düşmanı dost sanan insanın hezeyanı bitmez😉

    Loading spinner
  8. Omerfeyza avatarı
    Omerfeyza

    Zor bir süreç geçirirken karşılaştım yazınızla. Çok güzel bir paylaşım teşekkürler

    Loading spinner
  9. Esra avatarı
    Esra

    İnsan haklı çıkmak isteyince, gerçekte olan bitenle, onun anlattığı arasında uçurum oluyor gerçekten…

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner