Zeynep, yağmurdan kalan birikintilerinin arasından ilerleyerek hastanenin otoparkına aracını park etti. Yapraklarını dökmüş ıhlamur ağaçları, gri havaya eşlik ediyordu. Soğuk hava, direksiyonun içine işlemişti; öyle ki elleri soğuktan direksiyona yapışmış gibiydi. Yeni yıla ailesinin sağlık meselelerini yoluna koymuş olarak girmek istiyordu.
O gün, kızı Ela için çalıştığı hastanenin polikliniğinden randevu almıştı. Son zamanlarda Ela’nın duruşunda belirgin bir bozulma fark ediyordu. Akşamları sırt ağrısıyla gelip masaj istemesi artık rutine binmişti. Muayene sırasında doktor, Ela’nın sırtındaki eğrilikten bahsederken zorlu bir süreçten geçeceklerini anlattı. Ardından ek hastalıkları ve düzenli ilaç kullanımı olup olmadığını sordu. Zeynep, doktora Ela’nın dikkat dağınıklığı nedeniyle kullandığı ilaçlardan söz etti.
Doktor, tedavi için üç ay boyunca düzenli egzersiz yapılması gerektiğinden bahsediyordu.
Ela, hafifçe kaşlarını çatarak fısıldadı:
“Egzersiz yerine başka bir şey yapsam? Mesela ilaç kullansam geçmez mi?”
Zeynep, kızının sesindeki memnuniyetsizliği fark etmişti;
“Başka ne önerirsiniz?” diye sordu doktora.
Doktor, Ela’nın sonuca kısa sürede varmak istediğini anlamışçasına devam etti konuşmaya:
“İnsan hedefe kestirmeden ulaşmak ister ancak bu süreçler emek ister. Konsantrasyon ve bedensel duruş problemi bu süreçlerdendir. Duruş bozukluğu sadece sırtla ilgili değildir; enerji, motivasyon ve hayattan beklenen performansla da ilgilidir.”
Zeynep, konuşmanın bu noktaya geleceğini hiç düşünmemişti. Kızı için elinden geleni yapıyordu. Ayda üç kez psikiyatrına gidiyordu. Ela, sanki hayatın zorlu tarafları hiç yokmuş gibi davranıyordu. Zeynep ne zaman sorumluluktan, çabadan bahsetse, Ela aynı cümleyi kuruyordu:
“Babamın yanına giderim.”
Zeynep nerede hata yapmıştı? Acaba ne zamandır kızının önceliği, sadece kendi konforu olmuştu?
İnsanın hayatta kolay olanı istemesi gerçekten çözüm olabilir miydi?
Tüm bunları düşünürken babasının bir süre önce yemekte söylediklerini hatırladı.
“İnsan karpuzun sadece göbeğini yemek ister kızım” demişti babası. “Çekirdekleri ayıklamakla uğraşmak istemez. Ela da öyle hayatında da hep en kolay olanı seçiyor. Peki, hayat böyle mi? Karpuz çekirdeksiz olmadığı gibi hayat da hep güllük gülistanlık olamaz.”
Sonra Konya günlerinden bahsetmişti. Etli ekmeğin kenarlarını yiyemeyen oğluna, “Yiyebildiğin kadarını ye ama tamamını dene,” deyişini…
“İnsan en güzel kısmı yedikçe,” demişti babası, “Hayatta da sadece kolay olanı ister. Ama kalan kısımlar ne olacak? İşte insan orada doyumsuzlaşıyor.”
Zeynep, düşünürken bir duruş bozukluğu muayenesinden nerelere gelmişti. Aslında her şey birbirine bağlıydı. Sadece koşturmacada fark edilmiyordu.
Muayene odasından çıkarken Ela’nın koluna girdi. Doktora teşekkür etti. Sonra kızına dönerek sakin bir ses tonuyla konuşmaya başladı:
“Egzersizlerin için sana her gün aynı saatte hatırlatma yapmamı ister misin? Zor olacak biliyorum. Ama üç ay sonra bedeninin ve zihninin nasıl değiştiğini birlikte görürüz ne dersin?”
Ela cevap vermedi ama bu kez itiraz da etmedi.
Zahmetli olana talip olmak zordur, bir süreliğine ….
Zeynep, bunun bir başlangıç olabileceğini düşündü. Hayatta istediği şeylerin sadece keyifli tarafına değil, zor kısmına da razı olmayı öğrenmenin başlangıcı…
Ela ertesi gün okuldan gelir gelmez egzersizlere başlamıştı bile. Annesi odaya girdiğinde çok şaşırdı, ama O fark etmeden çıktı.

Egzersizler sayesinde iki ay gibi bir sürede Ela’nın sabahları kalkması bile değişmişti. Sabah erken saatlere telefonunu kurup uyanıyor, annesi daha odaya gelmeden üzerini giyinmiş oluyordu.
Net olmak, insanın kendisini seçeneksiz bırakması ile mümkündü.
Ela sürecinde çok netti. Peki onda bu netliği sağlayan ne olmuştu? Dedesi doktordan geldikleri akşam sorularıyla onu geleceğe götürmüştü… “Kendini ağrıların dinmiş ve daha enerjik hissederken hayal edebiliyor musun Ela?” demişti dedesi.
Ela o sırada cevap vermemişti ama bu soru aklına düşmüştü. Evet, Ela pek çok kez o dik duruşunun, ağrılarının olmadığı zamanların hayalini kurmuştu. Yaparsa ne olur, yapmazsa ne oluru düşünmek, iyi gelmişti. İnsan aldığı bir kararda net olduğunda tüm oyalayıcılara rağmen yapması gerekeni yapabiliyordu. Yorgun, canı sıkkın olduğunda bile egzersizleri yapmayı ihmal etmedi.
O akşam televizyonda koşu yarışı vardı. Bitiş çizgisine varan yarışçıyı yakın çekimde yansıtmışlardı ekrana. Koşucunun alnında akan teri görünce yüzündeki sıcaklığı hissetmişti.
Muhbir atletle röportaj yaptı: “Birinciliğinizle ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizi başarıya ulaştıran şey neydi?”
Atlet: “Zihnimde defalarca kez bitiş çizgisine ulaştım… Bu bilinçle çalıştım. Bunun için sebep oluşturmak, tek seçeneğimdi. Güne erken başladım, her gün ama her gün… Hiçbir günü küçümsemedim.”
Ela izlerken gülümsedi. Daha önce hiç böyle hissetmemişti. On beş dakikasını ayırdığı egzersiz disiplini onu nerelere taşımıştı. “Ne kadar ilginç basiti küçümsememek ve daha iyi olma yolunda kendini seçeneksiz görmek” diye düşündü…
“Gücünü Yeniden Keşfet” için 21 yanıt
-
Netleş ve kendini o konuda seçeneksiz bırak. Sonra da kendini seyret… Meğer neler başarabiliyormus insan…
-
Dönüşümün başındaki o acıyı çekmeyi kimse istemiyor bu yüzden kolay para kazanma kolaydan zayıflama kolay yollarla hedefe ulaşmanın kurnazlığını yapıyor ama asıl başarısız sonuçlar emek vermeden bedel ödemeden ortaya çıkıyor insan keşke en başından işin sonunu görüp o çabayı ödemekten geri kalmasa:)
-
İnsanın kendini seçeneksiz bırakması…
Çok zor görünüyor ama insanı öyle olunca seyret yani. Hiç yapamam dediklerini yapar hale geliyor. Yazıda da anlatıldığı gibi sporcuların öykülerinde sıkça karşımıza çıkıyor. Hedef-seçeneksizlik(netlik)-çaba-başarı. Mutluluğun formülü çok açık:) -
Her paylaşımınız biseyler katıyor insana…
Çok tşkler… -
Basit ama disipline yöntemlerle aslında bir çok şey toparlanıyor ✨
Bu yazı kendimi sorgulattı hayatta nerelerde karpuzun göbeğini istiyorum -
En güzel görüntü, bir insanın kendisini bir hedef doğrultusunda toparlama çabası
Hem kendisi , kendisiyle ilgili olumsuz zanlarından kurtuluyor
Hem de başkalarına, yapabileceklerine dair ilham veriyor
Çok güzel, ilham veren bir yazı olmuş
Kaleminize sağlık -
Bazen küçük bir adımı atmak bile ne kadar zor gelebiliyor, netlik ne kadar da önemli…
-
yazının her detayı ayrı bir pencere açtı zihnimde. sadece ela için geçerli değil bu durum insan 7 sinde de 70 inde de kolay olanı isteyebiliyor. zor olan kısmın bedelini ödemek istemiyor insan . bir işin zor kısmını yapabilmek net olmaktan ve basite disipline olmaktan geçiyor. insanoğlu bunu bir anlayabilse…
-
insanın hedefe giderken basit ve küçük adımları önemsediğinde hayatının nasıl değiştiğine çok güzel bir örnek olmuş Ela. Darısı hepimizin başına 😉
-
Seçeneklerimiz olduğunda kafamız karışıyor zaten; bir yola çıktığımızda at gözlüklerimizi de yanımıza almak en iyisi galiba. Tek süreç, tek yürek. Er başlayarak, küçümsemeden yola devam edebilmek. Ve geriye dönüp baktığında ne kadar çok yol aldığını görebilmek..
-
Kafamızı karıştıran o seçenekler değil mi zaten?
-
O seçenekler zihnimize düştüğü an, yani yapmasam mi diye düşünür gibi olur olmaz kalkıp harekete geçmeli gerçekten. Onların üzerinde dusunurse insan, tuzağa da düşüyor…
-
Başarı, en küçük adımların bir araya gelmesiyle geliyor ve insan, her gün küçük bir adım atarak sonunda büyük bir fark yaratabiliyor
-
İnsan cefa çekmeden ,sefa sürmek istiyor😔
-
İnsan net olduğunda neler neler değişir… O tatlılar dahi tatsız hale gelir artık 😊Kaleminize sağlık 🌼
-
“Net olmak, insanın kendisini seçeneksiz bırakması ile mümkündü…”
Net olmak hedefe yönelik davranış kalıbı ve sebep olusturmaktan geçiyor. İnsan hayatında sonuclar degiaain ister ancak sebepler degişmeden sonuçlar degişmez. Kestimeden varılmaya calışılan yollar ya yolu uzatır ya da çıkmaz sokağa varır… -
Zahmetiyle talip olup, seçeneksiz bırakıp..birde basite disipline olduysan, oldu bu iş 🙂
Peki ya bu hayatta zahmetine talip olmadiğımız, karpuzun sadece göbeğini yediğimiz yerler neler.. -
Küçük bir adım bile olsa baslamak insanı büyük hedeflere götürebilir. Gerçekten net olmak insana çok yol aldırıyor
-
netlik…enerji ve hareketin lokomotifi.
-
Kendimiz için yapacağımız küçük bir adımla neler başarabileceğini görmek insana ümit veriyor. Bunun için bir başlangıç yapmaya değer. Teşekkürler. ✨
-
Elamsanırım 7-8 yaşında bir kız çocuğu… O kadar küçük bir çocuğun bu bilinçte olması, bu kadar kolay öğrenmesi insana hayal gibi geliyor… Böyle çocuklar yetiştirebilen ailelere ne mutlu… Basireti açık çocuklarımız olması dileğiyle…
Bir yanıt yazın