Son ders zili çalmış ve çocuklar dört gözle bekledikleri yaz tatiline kavuşmuştu. Onlar tatilin tadını çıkaracaktı çıkarmasına ama çalışan anne-babalar için “Çocuğu yazın kime emanet edeceğiz?” derdi başlamıştı. Bu duruma mutlaka bir çözüm bulunmalıydı.
İşte tam bu noktada devreye büyükanne ve büyükbabalar giriyordu. Nedendir bilinmez, sanki sözleşmişler gibi hepsi “Torun sevgisi bir başka oluyor,” derdi. Kirpi bile yavrusunu “pamuğum” diye severmiş ya, o hesap… Torunlar eve geldiğinde rutin hayat onlar gidene kadar sekteye uğrar, ama büyükler bunu hiç sorun etmezdi. Televizyonda çocukların istediği kanallar açılır, evde onların sevdiği yemekler pişerdi; aksi takdirde yemezlerdi çünkü. Parka mı gitmek istiyorlar? Eldeki iş güç anında bırakılır, hep birlikte parka koşulurdu. Çarşıdan, pazardan dönerken “Bir şey istiyor musun?” diye sorulur ve siparişler adeta bir kurye hızıyla tam zamanında kapıda olurdu.
Büyükler kendilerince onları mutlu etmeye çalışır; anne-babalara “Aman, ağlatma şu çocuğu!” diye seslenirlerdi. Sürekli “Canı istiyorken yapsın, yesin,” öğütleri verilirdi.
Peki, Gerçekten Canımız Her İstediğinde Yapılmalı veya Yenilmeli miydi?
Şimdi canımızın her istediğini yapıp ilerleyen yaşlarımızda bunları hiç yapamaz hale gelmek de bu hayata dâhil değil miydi? Canımızın, ya da çocuklarımızın istediği bir şeye “Hayır” cevabını almak o an moralimizi bozar, değil mi?
Peki, bir anlığına geleceğe gidip gelebilseydik… O “Hayır”ların bizi gelecekte dünümüze kıyasla çok daha iyi bir insan yapacağını bilsek, yine de canımızı sıkar mıydı?
Küçükken Çok Tatlı Gelen Çocuklarımız Hiç Büyümeseydi Nasıl Olurdu?
Çok garip bir düşünce, değil mi? “Hiç olur mu öyle şey, büyümeyen çocuk mu var?” diyebilirsiniz.
Peki ya fiziken büyümüş ama zihnen olgunlaşamamış insanlardan bahsetsem? Aklınıza hemen birkaç isim geldi, değil mi? Hani şu zaman zaman “Çocuk gibi davranıyorsun!” dediğimiz kişiler…
İnsanı olgunlaştıran şey, karşılaştığı “Hayır’lardır.
Bayramda Yeterince Çikolata ve Şeker Yemiş Bir Çocuğa “Hayır” Demek Kötü Bir Şey midir?
O an çocuğun mutsuz olması, yanlış bir şey yaptığımız anlamına mı gelir?
Ya da oyuncak mağazasından çıkarken dördüncü akülü arabasını isteyen bir çocuk düşünün… Onun orada ağlaması bize kendimizi kötü hissettirir.
Peki, Doğru Olan Nedir?
Ebeveynler, çocuklarına gerektiğinde “Hayır” diyerek ve onları kaçınmaları gereken durumlara karşı koruyup rehberlik ederek büyütürler.
Peki, biz kendi hayatımızın nasıl bir rehberiyiz acaba?
“CANI İSTERKEN YESİN” için 3 yanıt
-
Yetişken bile “hayır” cevabı zorumuza gidiyor ama o hayırlar bizi yetiştiriyor. Hayırda hayır vardır diyelim o zaman:)
-
doğru yerde gelen hayır, doğru yerde yönetilen can sıkıntısı doğru yerde isteklerin zıttında bir şeyler yapmak … çocuk da olsa yetişkin de olsa insanı yetiştirir:)
-
Hayırda hayır var gerçeğini anlayıp hayatımıza konumlandırabildiğimizde o an acı çekicez elbet ama sonu muhteşem olacak😀
Bir yanıt yazın