İnsanoğlu ilginç bir varlık. Neden mi? Kanatlarının farkında olmayan bir kuş ya da liderliğinin farkında olmayan bir aslan gibi geçirir ömrünü. Kendini sınırlandırmakta, potansiyelini gizlemekte üstüne yoktur. Hem de bilmeden… “Ben bu sınavı hayatta geçemem!” “Erken kalkmak mı? Hiç bana göre değil.” “Bu kadar kilo nasıl verilir?” “Yürüyüş mü? Ben daha yerimden kalkamıyorum.” Bu liste uzayıp gider. Peki sonuç? İnsan neler yapabileceğinin farkına varamadan sona yaklaşır.
Neden böyle? Emek vermek kolay değil. Disipline olmak kolay değil. Hepimiz biliyoruz… Kimimiz için başlamak acı verici, gözümüzde büyür. Kimisi o engeli geçse bile düzenli çaba ve mücadele göstermek zor gelince vazgeçer. En çok da bağımlılıkları varsa… Ondan kurtulmadan yürüyemez yaşam yolunda. Ayağındaki prangaları kırmadan küçük bir adım bile atamaz ne yazık ki?
Peki insan potansiyelini nasıl ortaya çıkarır? Bu sorunun cevabı hepimizin bildiği bir şeyle başlar: Merak. İnsan merak ettikçe öğrenir ve öğrendikçe kendini ve hayatı keşfeder. Soracağı soruların kalitesi değişirse hayatı da değişir. Samimi, gerçek problemini ve gerçek çözümünü merak eden sorular… Bu sorularla yapacağı keşifler insana yeni deneyimler kazandırır; kendi yaşadıklarından, başkalarının hikâyelerinden, bazen de doğadan sorularının cevaplarını öğrenir. Toprak suya, havaya, besine bağımlıdır. Onlar olmadan ürün veremez. İnsan da ancak zorunlu ihtiyaçları için bir şeye bağımlı olabilir. Toprak gibi suya besine havaya muhtaçtır, yoksa yaşamını sürdüremez. Ancak insan hatalar yapar ve yanılıp aldığı bilincini kapatan sıvılar, maddeler onu yaşam yolunda geriye götürür, verimini düşürür ve ona zarar vermiş olur.
İnsanın hedefi hatalarını yok etmek değildir ama sırayla onları azaltmaktır. Yine çözüm için merak edip doğaya bakarsak; düzenli akan suyun kayaları oyduğu gibi vazgeçemeyiz sandığımız bağımlılıklarımızdan da zamanla kurtuluruz. Bir çiçeğin sadece mevsimi geldiğinde toprağı yararak filizlenip açması da bize bunu ispatlar öyle değil mi? Disiplin olmadan başarı olur mu? Nice azlar nice çoklara galip gelir ve her çözüm hakkını ister ve zamanını bekler…
Peki bu mesajları hayatımızla başka nasıl ilişkilendiririz? Amacımız için belirlediğimiz hedefler konusunda ipin ucunu nereye bağlayabiliriz?
Mesela günlük hayatını hareketsiz ve sandalye başında geçiren bir arkadaşımıza “Sağlığın için her gün 15.000 adım atmalısın.” denilirse ne tepki verir?
— “Kanka, dalga mı geçiyorsun?”
Çünkü insanın bulunduğu nokta ile hedef nokta arasındaki mesafe oldukça uzundur. Dolayısıyla, hedef ulaşılmaz görünür. Gerçek şu ki, hareketsiz bir halden 15.000 adıma çıkmak çok zordur. Ancak hedefe küçük adımlarla, kademeli olarak ilerlemek mümkündür. Önce 3.000 ile başlanır, sonra 5.000, sonra 8.000. Farkında bile olmadan adımlar 10.000’i bulur. Ve bir gün o adımlar 15.000’i de bulur. İşte o gün, insan sadece yürümeyi değil, başarmanın yöntemini de keşfetmiş olur: Yapabildiklerinle yapamadıklarını da yapar hale gelirsin…
İnsan bir konuda başarıyı tattığında, zihninde yeni bir kapı açılır. Hayatın her alanına bu kapıdan giriş yapabilir. Kitap okumaya yeni başlarken, hepsini tek seferde bitirmeye çalışmaz. Önce 10 sayfa okur, sonra 20, sonra 30… Temizlik yaparken bile böyledir. Kimse sabah kalkıp bütün evi bir nefeste temizlemez değil mi? Önce bir oda, sonra bir köşe, sonra bir masa derken puzzle’ın parçaları ekleye ekleye tamamlanır ve büyük resim ortaya çıkar.
Maalesef insan çok aceleci davranır. Çoğu zaman sadece sonuca odaklanır, süreci görmezden gelir. Zirveye odaklanmak zirveye giden yolları bulanıklaştırır. Halbuki küçük adımlarla büyük zirvelere yaklaşılır.
Atılan her küçük adım insanın potansiyeline bir yolculuktur. İnsanın kendini anlaması için bir delil sunar ve güven verir. İnsana “Başarabilirim” demeyi öğretir. Bu duyguyla insan hedeflerine daha cesur adımlar atar. Çünkü artık bilir ki mesele dev adımlar atmak değildir. Mesele, küçük adımları bırakmamaktır. Böylelikle, dağ gibi büyüyen hedefler günlük rutin hâline gelir. Dün imkânsız olan şey, bugün bir alışkanlık haline gelir.
İnsan bir günde dönüşemez. Ama her gün bir hedef doğrultusunda biraz değişebilir. Ve bir süre sonra kendisini bile şaşırtacak kadar yol almış olur. Yarınki sen için bugünden başlamaya ne dersin?
“BÜYÜK ADIMLARIN BAŞI” için 21 yanıt
-
❤️
-
Başarmanın sırrına farklı bir bakış acısı, ne güzel anlatılmış👌
-
Yarınki ben… Kulağa hoş geliyor; çünkü ümit veriyor 😀 Büyük adımları hayal ederken başaracağına yaşanılan ümitsizliğe insanı bitiriyor… Bakış açısını değiştirmek çok şeyi değiştiriyor. O zaman küçüğü küçümsemeden yola başlayalım.
Hayat ne tuhaf. Küçüğe küçük demezsen kazanıyorsun. Hayatın sırrı işin tam zıddında gizli. Farkındalık oluşturanlara selamlarımla… -
Gözümüzde büyütürüz ilk başta ve nasıl yapayım ben bunu ya deriz oysa minik minik ilk adımı atmaya başlayınca gerisi gelir…istek,karar,azim, disiplin, pes etmemek bizi gitmek istediğimiz yere vardıracak en önemli şeyler… Sonra dönüp baktığında insan bile kendine şaşırır…
-
“Disiplin olmadan başarı olur mu? Nice azlar nice çoklara galip gelir ve her çözüm hakkını ister ve zamanını bekler…” sadece şu bilgiyi hayatımıza alabilirsek çok şeyler değişir eminim ki… Kaleminize sağlık…
-
“Disiplin olmadan başarı olur mu? Nice azlar nice çoklara galip gelir ve her çözüm hakkını ister ve zamanını bekler…” sadece şu bilgiyi hayatımıza alabilirsek çok şeyler değişir eminim ki… Kaleminize sağlık…
-
İnsanoğlu çoğu zaman olayları gözünde gereğinden fazla büyüttüğü için yapmaktan, hatta başlamaktan vazgeçiyor.
Oysa ki gerçek zorlukların büyük bir kısmı, onları yaşamadan önce zihnimizde büyüttüklerimizdir. İlk adımı attığımızda, korktuğumuz kadar zor olmadığını fark ederiz.
-
en uzun yol bile tek bir adımla başlar. Başlamadığımız her iş büyür, başladığımız her iş ise zamanla küçülür ve yönetilebilir hâle gelir.
-
Aynı merdivene çıkmak gibi …
sadece ilk basamağa adım atman yeterlidir. Sonraki basamaklar, ilk adımın ardından görünmeye başlıyor -
Zirveye bakıp yolun zorluğunda kaybolmak yerine, bugün atılabilecek adıma odaklanmayı hatırlatıyor. Bir süre sonra küçük adımlar birleşiyor ve insan geriye dönüp baktığında, aslında ne kadar büyük bir mesafe katettiğini fark ediyor.İbrahimin öyküsü gibi karıncanın suyu ateşi söndürmese bile niyetiydi önemli olan…
-
Küçük adımlarda büyük değişimler gizli💞
-
İnsanın acaba egosu mu onu durduruyor? Az az başlamayı mı küçümsüyor? Halbuki o azlar çoğa varır…
-
Gerçekten de küçük adımlarla büyük hedeflere yaklaşılıyor. İnsanın kendi potansiyelinin farkında olmadan yaşamasının, kanatları olup uçmayı denemeyen bir kuşa benzemesi ne acı bir gerçek. 🌻
-
Yapabildiklerimizi biraz daha iyi seviyelere çıkarmak belki de hiç tanışmadığımız bir kendimizle tanışmamızı sağlayacak 👏🏻
-
Sabah motivasyonu oldu 😃
-
Sanki kocaman bir HAYAT VE İNSAN kitabının özeti gibi olmuş kaleminize sağlık.
“Atılan her küçük adım insanın potansiyeline bir yolculuktur. İnsanın kendini anlaması için bir delil sunar ve güven verir. İnsana “Başarabilirim” demeyi öğretir.”
Hayatı, kendimizi özetleyen motive eden bir yazı olmuş.
-
İnsanın en büyük engeli, yine kendisidir. Halbuki bizi başarıya ulaştıracak olan asıl mesele, sadece çuvala küçük bir delik açabilmek. O küçücük iğne ucu,bizi nerelere vardıracak. Az olan daima çoktur….
-
Yapmak isteyipte yapamadıklarımızı yapabilir hale gelmek için yöntem gösteren müthiş bir yazı emeğinize sağlık 💕☺️🙏
-
“Mesele, küçük adımları bırakmamaktır”… Aslında bu, insanın doğal gelişimiyken güçlendiğinde, gücü ele aldığında geldiği yolu hızlı unutabiliyor. Ne de olsa unutmak da doğasında var… Hayata ilk tay tay durarak başladı, sonra bacakları titremeden, düşmeden ayakta durabildi, sonra emekledi, sonra adım attı, sonra düşe kalka yürümeyi başardı ve artık ayakları üzerinde durmayı, yürümeyi hatta koşmayı öğrendi. Ancak öğrendikten sonra nasıl adım adım, küçük küçük ilerlediğini unuttu. Şimdi bir yanlışı düzeltmek için tekrar başa dönüp ufak ufak adımlar atmalı. Ne demiş atalarımız, “Damlaya damlaya göl olur.” Fakat damla olmadan su birikemez. Galiba tüm mesele buyken insan, koşabiliyorken sadece adım atmak istemez…
-
Küçük küçük adımlar.. ama her gün🤗 ne güzel anlatılmış 💐
-
Küçücük tohumla bahçeler oluyor.. küçük bir başlangıç insanları nerelere vardıra biliyor.. Çok güze bir yazı olmuş.
Bir yanıt yazın